Yeni Internet Adresimiz: www.piyaportal.de


| | Search:Ti di geyrayis | | | | | Empfehlen | Home:Keye

» PIYA-FORUMUN YENI ADRESI: www.piyaportal.de [ Login | ]


BirGün Gazetesi (Akt) BİRAZ ZAZA, BİRAZ ALEVİ, BİRAZ KÜRT, BİRAZ DEVRİMCİ


- Peré Sıfti



  | | So Forumi ser
Núskaré meqali: Selami iNCE Wext: 08/02/2010 03:26

DİZİ YAZI VE ARAŞTIRMA DOSYALARI / AKP‘NİN BELEDİYELER SAVAŞI

BİRAZ ZAZA, BİRAZ ALEVİ, BİRAZ KÜRT, BİRAZ DEVRİMCİ

16 Mart 2008

Tunceli‘de yerli halkla konuşmak için ne zaman bir kahvenin önüne otursak hemen dışardan gelmiş bir Dersimli daha düzgün Türkçe‘si ve kentli tahlilleriyle söze karışıyor. Tunceli halkı gözlemlediğimiz kadarıyla dışarıda yaşayan bir Dersimli‘nin dışardan gelmiş bir gazetecinin dilinden daha iyi anladığını düşünüyor olacak ki, genellikle sözü ‘iki yabancıya‘ bırakmayı tercih ediyor. Ya da bakalım bunlar bizim hakkımızda ne kadar doğru tespitlerde bulunuyorlar diye düşünüyor olacaklar ki, sohbeti, hiç söze karışmadan merakla izliyorlar.

Sabahın erken saatlerinde daha sıcak tam bastırmadan bir kahvenin önünde çay söyler söylemez ‘kentli‘ biri yaklaşıyor yanımıza. Tam eyvah yine bir İstanbullu Dersimli‘ye yakalandık diye düşünürken arkadaş kendini tanıtınca, Tunceli‘de yıllardır insan hakları ve hukuk mücadelesi veren avukat Hüseyin Aygün‘le karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Konuyla ilgilenen bütün basın mensuplarının ismen tanıdığı Hüseyin Aygün‘ü kamuoyu en son 2004 yılında Genelkurmay Başkanı‘na yazdığı bir mektuptan hatırlıyor.

Avukat Hüseyin Aygün, 23 Aralık 2004 tarihinde Genelkurmay Başkanına bir açık mektup yazarak, Tunceli‘de 10 yıl önce toplam 16 köylünün kaybolduğunu kaydetti. Bölgedeki operasyonlarda görev yapan Bolu Komando Tugayı ve Tugay komutanı hakkında soruşturma açılmasını istedi. O zamanlarda bu girişim büyük bir ‘olay‘ olmuştu.

Önce mektubun akıbetini soruyoruz. ‘Tabii ki hiçbir şey olmadı‘ diyor. Peki Tunceli‘de genel insan haklan ve hak-hukuk durumları iyiye doğru mu kötüye doğru mu? Aygün‘ün bu soruya yanıtı da çok net: ‘İyiye doğru...‘ Aygün, yıllar sonra tekrar bu kente geldiğimizi biliyor. Peki biz nasıl bulmuşuz kenti? ‘Binaların katları yükselmiş ve çirkin yeni binalar yapılmış. Eskiden herkes çok yoksuldu şimdi yoksul ve zengin diye ayırabileceğimiz insan görüntüleri, araç ve ev görüntüleri var kentte‘ diyerek topu görüntülere atıyorum. ‘Ama hâlâ yoksullar çok daha fazla‘ diyor.

Meseleye geliyoruz: Tunceli‘de DTP‘nin durumu ne, DTP az da olsa neden oy kaybetti ve AKP gelecek seçimde Tunceli Belediye Başkanlığı‘nı kazanabilir mi?

Av. Hüseyin Aygün, önce ‘esaslı‘ bir siyasi tahlil yapıyor:

‘ÜNİVERSİTEDEN DEVRİMCİ DÖNÜYORDUK‘

‘Tunceli‘den dışarıya okumaya giden bütün gençler, karne tatilinde şehre devrimci olarak dönerlerdi. Mesela ben hukuk fakültesi okumak için gittiğim üniversitede otomatikman devrimci oldum. Ama şimdi benim yeğenlerim üniversiteye gitti. Otomatikman devrimci olmadılar. Şimdiki gençler, biraz devrimci, biraz Alevi, biraz da Dersimci oluyorlar.‘ ‘Dersimci olmak ne demek?‘ Anlatıyor: ‘ Siyasi

olarak, etnik olarak ve inanç olarak farklı bir coğrafyada bulunuyoruz. Siyasi iktidar bir yandan Tunceli‘yi sıradan bir Anadolu kenti saymaya devam ediyor diğer yandan ise, o meşhur Tunceli kanunları zamanındaki uygulamalara benzer uygulamaları sürdürüyor. Bölgenin gençleri hem siyasi haksızlıkların bitmesi hem de yoksulluğun ortadan kalkması için romantik bir biçimde kentlerine bağlı oluyor. Kentin kalkınması, insanların insanca bir yaşama kavuşturulması arzusu sorunların devrimci bir tarzda çözüleceğine olan kanaati güçlendiriyor. Her Dersimli dilinin, dininin ve kültürünün diğerlerinden farklı olduğunu bilir ve bunun korunup geliştirilmesini ister. İşte Dersimcilik bu...‘ Yani bir tür lokal milliyetçilik mi demek istiyorum. ‘Hayır‘ diyor. Daha ileri bir şey bu. Mesela siz Tunceli‘yi bir Kürt ili olarak tanırsınız. Oysa Tunceli bir Za-za ilidir. İnsanlar Zazaca konuşur ve Alevidirler. Bu hem Kürtlerden hem de Sünnilerden Tunceli‘yi ayırır...‘

Hüseyin Aygün, böyle bir kültür, inanç ve dil farklılıkları olan kentte bu üç farklılığı da törpülemeye çalışan AKP‘nin Belediye Başkanı çıkarmasının çok zor olduğunu belirtiyor. Ancak, insanların, gençlerin durumu örneğinde olduğu gibi eski kalıplarla düşünmediğini de vurgulamadan edemiyor. Tunceli halkı, kenti sorunlarını çözecek bir siyasi yapıya oy verir. Tunceli halkı kendi benliğini, kimliğini unutturmaya çalışan bir siyasi yapıya asla oy vermez...‘

Bütün bunları konuşurken çevremizdeki dinleyici sayısı da çoğalıyor. Kendisinin Almanya‘nın Mannheim kentinde çalışan bir psikolog olarak tanıtan Devran Tütün, Hüseyin Aygün‘ü destekleyen şeyler söylüyor. ‘Dünyadaki bütün Dersimliler dayanışma içindedir. Biz artık devletten Tunceli‘ye bir şey yapacağını beklemiyoruz. Bizim Tunceli için yapacağımız yaptığımız yardımları engellemesinler yeterli.‘ Devran Tütün bir de Zazaca‘nın çok önemli olduğunu unutmamamızı istiyor: ‘Ben Hasan Dewran ismiyle şiirler yazıyorum. Almanca ve Zazaca şiir kitaplarım var.‘ (Eve gelince Almanca wikipedia‘ya Hasan Dewran ismine bakıyorum. Aynen şunları yazıyor: 1958 Tunceli doğumlu. Bir Alevi Pir ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Alman - Türk şairidir. Almanca, Türkçe ve Zazaca yazmaktadır.) Hasan Dewran ya da Devran Tütün de Munzur Festivali‘ne katılmak için Tunceli‘ye gelmiş. Neden geldiğini sorunca, aynı feribotta sohbet ettiğim garson genç gibi cevap veriyor: Dayanışma olsun diye geldim...) Bir soru da ben kendisine sormak istiyorum: Romanlarının çoğu Mannheim‘de geçen Alman polisiye yazan Bernhard Schlink‘in Mannheim‘da mı yaşadığını, kendisini görüp görmediğini soruyorum. Çok heyecanlanıyor. Bernhard Schlink‘i görmedğini ama bütün kitaplarını okuduğunu söylüyor.

Tam Bernhard Schlink üzerine bir sohbete dalacaktık ki, Avukat Hüseyin Aygün‘ün sözleri sohbeti kesiyor: Tunceli‘de polisiye romanlar sürüyor hâlâ. Hem de en karışık bir biçimde...‘

SONUÇ

AKP‘nin Yerel Yönetimlere genel bakışını ve Kürt illerindeki belediyelere yönelik tutumlarını inceleyen yazı dizisinin sonuna geldik. Yazı dizisi yayımlanırken Başbakan Erdoğan‘ın diziyi destekler biçimdeki açıklaması basında tartışıldı. AKP‘nin hem Kürt açılımı paketinin hem de Kürt illerindeki belediyecilik anlayışının ‘sadaka siyaseti‘nden öteye geçmediği bir kez daha anlaşıldı. DTP Grup Başkanvekili Ahmet Türk bunu veciz bir ifadeyle çok güzel anlattı: AKP‘nin çözüm paketinden kömür ve makarna çıktı...‘

AKP‘nin Dersim‘i ve Diyarbakır‘ı istemesi aslında ‘Kürt ve Alevi sorununu ben çözeceğim‘ demekti. Ancak AKP her iki konuda da ayak sürüyor.

Peki Yerel Yönetimlere ilişkin sol ve alternatif politikalar ne olmalı? Buna ilişkin geniş bir tartışmayı da önümüzdeki dönemde BirGün sayfalarında bulacağınızı umuyoruz.

Diziyle ilgili görüşlerinizi ve sol-alternatifin ne olması gerektiğine ilişkin görüşlerinizi e- mail aracılığıyla bize ulaştırabilirsiniz.

ÖDP TUNCELİ ESKİ İL BAŞKANI YUSUF CENGİZ:
AKP operasyonla daha da kan kaybetti

AKP son sınır ötesi operasyondan dolayı diğer doğu illerinde olduğu gibi Tunceli ilinde de kan kaybına uğradı. AKP‘nin Kürt sorunundaki tutumu ve barışın sağlanması konusundaki tavrı belirleyicidir. Yöre halkı bu çatışma ortamının son bulmasını, barış ve huzuru istiyor. Ekonomik sıkıntılar ilde hat safhaya ulaştı. Buna rağmen esas sorun Tunceli‘de barışın sağlanması, ülkenin demokratikleşmesidir. Tunceli halkının asıl talebi budur. Şu anki mevcut belediye yönetimi DTP ve EMEP ittifakı ile alındı.

Geçmiş seçimlerde bazı dergi çevreleri de ayrı adaylarla seçime katıldı. Tekrar DTP-EMEP, diğer dergi çevreleri ve demokrasi güçlerinin ittifakının sağlanması ve belediye başkan adayının halk tarafından benimsenmesi durumunda tekrar seçimler kazanılır. Ancak yeni yönetimin eskiden verip tutmadığı bir sözü tutması lazım: Halk Meclisleri ile birlikte belediyeyi yönetmek.

TUNCELİ MİLLETVEKİLİ ŞERAFETTİN HALİS:
Tunceli Kürtlerin ve Alevilerin sembolü

DTP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis‘le DEM TV de canlı yayında ağırlığını AKP‘nin Alevi Açılımı ve AKP‘nin Tunceli Belediyesi‘ni alıp alamayacağını irdeleyen bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmeden konumuzla ilgili bir özet veriyoruz.

AKP‘nin Alevi Açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aleviliğe ve Alevilere yeni bir elbise dikmek kimsenin haddine değildir. Bu inanç ve kültürlerin asimile edilerek yok edilmesinden başka anlam taşımaz. Bu tarih, inanç ve kültür katliamıdır.

AKP‘nin yakın zamanda ortaya attığı AKP açılımı bu partinin diğer sorunlara yaklaşımı gibi, takıyyeci, faydacı ve samimiyetsizdir. Erdoğan‘a iftar daveti veren Alevi insiyatifi de samimiyetsizdir ve iftar yemeğinin lüks bir otelde gerçekleşmesi de her şeyi açıklıyor. Daha başından itibaren Alevileri ‘İslam içi‘ ve ‘İslam dışı‘ ayrımına tabi tutan söz konusu açılımın Alevilerin sorunlarını çözmeye değil, Alevileri bölmeye yönelik bir proje olduğu aleni bir şekilde ortaya çıktı. Amacı daha başından belli olan, Aleviliğin inanç, kültür, gelenek ve ritüeline ters düşen böyle bir yemekle açılım olmaz. Zaten Başbakan Erdoğan söylemlerinde bir cami imamı tarzıyla barış ve kardeşlikten dem vururken barış ve kardeşlik için somut proje gerçekleştirmiyor. Açılım adı altındaki diğer uygulamalar ise Aleviliğin asimilasyonuna yöneliktir.

AKP Alevi açılımıyla en azından yerel seçimde Tunceli Belediye Başkanlığını almayı düşünüyor. Dersim‘de bunun olumlu yankıları olmaz mı? Tunceli tarihte hiçbir zaman boyun eğmemiş bir kenttir. Kürtlerin ve Alevilerin sembol kentidir. Dersim devrimcidir, direniş ruhuna sahip. Tarihte uğradığı haksızlıkları herkes biliyor. AKP‘nin samimiyetsiz politikalarına da kanmayacak. AKP kaç yıldır iktidarda ve Tunceli‘ninbir yarasını bile sarmadı. Tunceli‘ye barajlar yapıyor ve doğamızı yok edip burayı insansızlaştırmak istiyorlar. Operasyonlar yapıyorlar ve ormanlarımızı yakıyorlar. AKP bir yandan barajdan inançlara saygıdan söz ediyor, bir yandan Tunceli‘de Alevi köylere Sünni imam atıyor. Başbakan‘a soruyorum: Alevi köylerine Sünni imam ataması kararını hangi kurum, hangi gerekçeyle vermiştir? Daha yeni Tunceli‘nin Hozat ilçesi Uzundal ve Yenidoğdu Alevi köylerine cami imamı atandı. Bu köylerde tek bir Sünni yurttaş yaşamıyor. AKP Tunceli Belediyesi‘ni de alacağız derken ne yapmak istediğini bilmiyor. Samimiyetsiz bir biçimde olmayacak şeyler söylüyor.


SELAMİ İNCE Hazırladı
selamiince@gmail.com

, BirGün Gazetesi Akt Bİ RAZ ...



Copyright©: Sitemizde yer alan resim, metin ve her türlü bilginin izinsiz olarak kullanılması ve kopyalanması yasaktır. Aksi halde Bilgisayrinizin sitemize girisi kilitlenecektir (IP-Lock): Telif©: Bê izin kopya kerden u desta gırotena resman, metnan u hırg tewr zanin a kı site da ma dı ca gêna yasaxa.

Informationen zum Datenschutz | ForumRomanum kostenlos: Gruppe, Forum, Blog