Yeni Internet Adresimiz: www.piyaportal.de


| | Search:Ti di geyrayis | | | | | Empfehlen | Home:Keye

» PIYA-FORUMUN YENI ADRESI: www.piyaportal.de [ Login | ]


Alevilik nedir? Alevilik hakkında detaylı bilgi


- Peré Sıfti



  | So Forumi ser
Núskaré meqali: Bahtiyar (akt) Wext: 17/06/2011 22:50


Alevilik nedir? Alevilik hakkında detaylı bilgi

Alevilik (Arapça: عَلَوِیُّون‎), Türkiye’de Sünnilik’ten sonra en fazla mensubu olan ikinci İslâmî inanıştır.
12.05.2011 / 18:19

Eski irani inanıçlarıdan Yazdanizm ve yaresan inancından turemiş islamla sentezlezmiş bir tasafuvi inanç sistemidir. Ezidilik ile Zerdüştlüklede örtüşen bir çok ilkesi vardır. Yazdanizim, Yaresan ve Ehly hakk inanç sistemlerinin anadolu versiyonudur. Ali taraftarlığı ve Alevi terimiyle tanımlanarak İslam kapsamına girerek, saldırgan sunni merkez otoriteye veya Şii merkezi otoriteye karşı bir korumacı kalkan oluşturmuştur islamik kamuflajlarla. oysa inanç sistemindeki tanrıyı tanımlama ve diğer bir çok dogması, kurumlaşma yapısı veya ibadet biçimi islami uygulamalarla pek örtüşmez. Ama zamanla bölgelere göre sunni veya şii asimilasyonlarla bu mezheplere daha yaklaşmalarda söz konusudur.

Türkiye’de en çok Alevi köyü yaklaşık 560 Alevi köyü ile Sivas ilindendir. Daha sonra ise Tunceli ili gelmektedir. Ardından da, Erzincan, Tokat ,Malatya, Çorum illeri gelmektedir. Etnik olarakta Anadoluda en çok kurmançca konuşan sonrada, zazaca konuşan halkların arasında yaygındır. Bunları turkmenler ve daha sonrada Arap etnitesine bağlı olanlar izler sayıca. Anadolu dışında ise batı İran ve kuzey ıraktaki alevilerin (yarsan, kakai, ehli hakk) %90 ından fazlası kürt unsurlardır. Bugun İranın doğusunda Horasan‘da küçük bir alevi populasyonu vardır ve tamamı kürt kökenlidir. Genelde daha dağlık merkezi otoritelerin ulaşamadığı bölgelerde yaygındır. Asimilasyoncu imhacı saldırgan davranan merkezi otoriteye karşı coğrafi koşulların avantajını sağlayarak kendilerine koruma alanları oluşturarak inançlarını sürdürebilmişlerdir hep..

Aleviler, Muhammed’in son Peygamber olduğuna, Ali’nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar.Alevilik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik ile ortak noktalara sahip bir yoldur Muhammed‘in ölümü Ali, İslâm peygamberi vefat ettiğinde 33 yaşındaydı. Peygamberin damadı ve amcaoğlu olması hasebiyle en yakın akrabası konumunda olduğundan defin hazırlıklarıyla ilgilendi. İslam kurallarına göre naaşın defin öncesi yıkanması ve kefenlenmesi işlemlerini bizzat kendisi yaptı.

Temel inanç

Alevilik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik ile ortak noktalara sahip bir yoldur.]
Alevilikte incelenmesi gereken asıl inanç varlığın birliğidir.
Alevîlik’te tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.

Alevilik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kuran‘ın şekline değil, özünü kabul ettiklerini belirten, amacı "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur. Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir. Ene-l Hak (Arapça: أَنَاْ الْحَق‎), "Hak’tan gayrı degilim" demektir. "Ben Tanrı‘yım" anlamına gelmez. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, "Ben Haktan ibaretim, ancak Hak benden ibaret degil" denebilir.

Yaşamın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır. Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir. Alevi ibadedinin uygulandığı mekân Cemevidir.

Tarihsel Gelişimi

Anadolu‘nun İslâmlaşmasını sağlayan Hacı Bektaş-ı Veli‘yi, Yunus Emre‘yi, Abdal Musa‘yı, Ebul Vefa‘yı, Hoca Ahmet Yesevi‘yi Şah İsmail (Hatai)‘yi önemser. Şah İsmail Alevilik inancının Türkmenler arasında yayılmasında büyük etkisi olmuştur. Öncelikli hedef Doğu anadolu olduğundan burada ise özellikle Zazaların büyük bir çoğunluğu ve bir kısım Kürt topluluklarınında Alevi inancını kabul etmelerinde büyük etkileri olmuştur

Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le ve ozanların nefesleriyle hayat bulduğuna inanılmaktadır.

Yedi Ulu Ozan

Dört Kapı Kırk Makam‘ İnancı

Ali bin Ebu Talib betimlemesi. Alevi İslâm inancında Ali’nin çok özel bir yeri vardır ve Alevi-Şii amentüsünde bulunan imamet anlayışına göre Muhammed öldüğünde yerine imam olması gereken kişi Ali‘dir ve imamet Ali’nin soyundan devam eder.

Alevîlik’te ve Şiîlik’te önemli bir yere sahip olan Zülfikar isimli kılıcın temsîlî bir resmi.

Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektâş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir.

Dört Kapı şunlardır:

Şeriat,
Tarîkat,
Mârifet ve
Hakîkat

Her kapının on makâmı vardır.

Şeriat kapısının makamları:

İman etmek,
İlim öğrenmek,
İbâdet etmek,
Haramdan uzaklaşmak,
Ailesine faydalı olmak,
Çevreye zarar vermemek,
Peygamberin emirlerine uymak,
Şefkatli olmak,
Temiz olmak ve
Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarîkat kapısının makamları:

Tövbe etmek,
Mürşidin ögütlerine uymak,
Temiz giyinmek,
İyilik yolunda savaşmak,
Hizmet etmeyi sevmek,
Haksızlıktan korkmak,
Ümitsizliğe düşmemek,
İbret almak,
Nîmet dağıtmak,
Özünü fakir görmek

Marifet kapısının makamları:

Edepli olmak,
Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,
Perhizkârlık,
Sabır ve kanaat,
Haya,
Cömertlik,
İlim,
Hoşgörü,
Özünü bilmek,
Âriflik.

Hakikat kapısının makamları:

Alçakgönüllü olmak,
Kimsenin ayıbını görmemek,
Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,
Allah’ın her yarattığını sevmek,
Tüm insanları bir görmek,
Birliğe yönelmek ve yöneltmek,
Gerçeği gizlememek,
Mânâyı bilmek,
Tanrısal sırrı öğrenmek ve
Tanrısal varlığa ulaşmak

Alevilikte İbadet

Aleviler, Muhammed’in son Peygamber olduğuna, Ali’nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar. Türk Alevileri, ibadetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi ‘ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayında ise 12 gün oruç tutarlar. Muharremden sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel üç gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.Türk Alevileri kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "talip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevilik’te "yol" denen deyimin temelini dört kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Sırasıyla şeriat, tarikat, marifet ve hakikat dört kapıyı oluşturmaktadır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz on‘ar tane makamı vardır. Bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat kapısı ise tarikata hizmet etmek, Aleviliğin kurallarına özen göstermektir. Marifet kapısı ise bir nevi kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakar olabilmektir. Hakikat kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı ile arasındaki sırra nail olması demektir.

Cem

Cem toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir.

Alevilerde cemde bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan ceme başlanmaz.

Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir Dede nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

Cemevi

Alevilerin ibadet ettiği yere “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamındadır. Cem herhangi bir yerde yapılabilir. Evde ya da temiz olan her yerde yapılabilir. Önemli olan Allah‘a sığınmak ve ibadet etmektir. Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmıyor, Cemevleri, salt tapınma maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevi topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir.

Duaz ve deyiş

Duaz, Duazdeh’in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar‘ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bazen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar‘ın yanı sıra başta Muhammed ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevî ulularının adları geçmektedir.

Alevîlik ve Alevîler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir. Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır.

Alevilikte Duaz ve Deyişlerin ibadet dili Türkçe‘dir.

Mersiye

Mersiye, bir edebiyat terimidir. Dîvân edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini, iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman‘ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir. Sekiz beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır.

Semah

Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir".

Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Muhammed’e Salmân-ı Fârisî tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.

Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir.

Muharrem Orucu

10 Ekim 680 de Ali’nin oğlu ve Muhammed’in torunu Hüseyin ile ailesi ve takipçileri (toplam 72 kişi) Kerbela’da şehit edildiler.

Aleviler bu olayı anmak için, her yıl Muharrem ayında 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hüseyin (RA)’in şahsında Ehlibeyt‘e bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zâlimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lanetlerler.

Alevilikte Kutsal Günler ve Anma Günleri:

Muharrem Orucu
Aşûre Günü
Hızır Orucu
Hüseyin’in katledilmesi (Kerbela Olayı)
21 Mart: Ali’nin doğum günü ve Nevruz
Gâdir-i Hum
5-6 Mayıs: Hıdırellez
6-7 Haziran: Abdal Musa Anma Törenleri
16-18 Ağustos: Hacı Bektaş-ı Veli‘yi anma törenleri

Nüfus dağılımı

Türkiye’deki Aleviler. Beyaz renkle gösterilen şehirlerdeki Alevi oranı %10‘dan azdır. Renk koyulaştıkça oran artmaktadır

Aleviler Türkmenler, Arnavutlar, Boşnaklar, Araplar ve Zazalar gelen kişilerden oluşuyor[2].

Üçte biri İstanbul bölgesinde yaşayan Alevilerin daha sonra en yoğun olarak bulundukları iller Ankara, İzmir, Adana, Balıkesir, Bursa, Antalya, Aydın ayrıca Orta ve Doğu Anadolu (Erzincan, Sivas, Malatya, Tunceli, Kahramanmaraş. Milliyet gazetesine göre Aleviyim diyenlerin sayısı 4,5 milyon (23/03/2007). Başka kaynaklar, alevilerin 15 ile 25 milyon arasında bir rakamda olduğunu savunurlar.

Çepniler

Çepniler Aleviliği seçen ilk Türkmen boylarından biridir. Eski bir çepni yerleşimi olan Görele’nin eski adı ise Eleviye‘dir. Karadeniz çepnileri bugün ezici olarak Sünnidirler, târihî süreç içerisinde sünnileşmişlerdir. Sünnî çepniler Trabzon, Ordu ve Giresundan başlayarak bu bölge ve çevresinde yerleşiktirler. Sünnîleşmeleri Osmanlı Alevi çatışmaları ile başlamıştır. Cumhuriyetten sonra da pek çok çepni köyü sünnîleşmiştir.

Aleviliğini bırakmayan çepniler ise daha çok Balıkesir, Manisa, İzmir, Çanakkale, Burdur, Gaziantep gibi illerde yerleşiktirler. Çepniler Hacı Bektaşi Velinin ilk müritliğini yapan Türkmen Aşiretidir. Tokat, Çorum, Amasya gibi illerdeki Alevi köyleri de Çepnidir.

Balkan Alevileri

Osmanlı devletinin kuruluşundan önce Deliorman ve Dobruca bölgelerine Seyyid Sarı Saltuk önderliğinde Alevi-Türkmenler yerleşmişlerdir, Osmanlı devletinin kuruluşundan sonrada yine aynı bölgelere gönüllü Alevi yerleşimleri ve isyana katılan Alevilerin sürgünleri gerçekleşmiştir. Deliorman ve Dobruca’da II. Mahmud’dan önce hemen hemen tüm Türk köyleri Alevi-Bektaşi ve Bedreddini iken, II. Mahmud’un Bektaşi tekkelerine Nakşibendi şeyhleri atamasıyla ve kuzeyden gelen Sünni-Tatar göçleriyle Sünnilik yayılmıştır. Günümüzde Bulgaristan’ın bu iki bölgesinde Aleviler halen oldukça etkindirler, bölge Sünnileride Nakşi-Bektaşisi olduklarından kültürel bir ayrışma ve farklılık görülmemektedir. Hatta Sünnîler ve Bektaşiler sorunsuz bir şekilde yaşarken, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yoluna bağlanmayan ve kendilerini diğer Türklerden ayrı gören, kendilerine Kızılbaş diyen birkaç köy vardır. Yani Anadoludaki Kızılbaş-Bektaşi özdeşleşmesi Bulgaristan ve Romanya‘da yoktur, hatta Bektaşi ve Kızılbaşların aralarında hiçbir ilişki bulunmaz. Balkanlarda yasayan ve kendilerini Kizilbas olarak tanımlayan insanların tamamı Türkce konusur ve kendilerini Türk sayarlar.

Ayrıca Makedonya ve Kosova taraflarında da Arnavut kökenli Bektaşi inancına ait gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’daki Alevilerle aynı geçmişe sahip değildirler, Arnavut, Sırp, Makedon devşirmesi olan Yeniçeriler Hristiyan ailelerinden toplanıp Bektaşi tekkelerinde yetişiyorlardı, emekli olup memleketlerine döndüklerinde ise buralarda Bektaşiliği yaydılar ve tekkelerin başında bulundular. Arnavut, Boşnak ve Makedon Bektaşileri, Türkmen kökenli olmadıklarından Alevi-Bektaşi değil yalnızca Bektaşidirler yani Beloğlu diye tarif edilmezler.

Malatya Alevileri

Malatya nın yaklaşık % 35 i alevi nüfusa sahiptir. Şu ana kadar resmi kaynak olmadığını düşünerek, Malatya ilinde yaşayan alevilerin nüfusu sadece oy dağılımına bakarak rakam çıkartılır. Malatya‘da oyların %90‘i üç partiye bölünür : Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi[kaynak belirtilmeli].

Malatya yöresinin dağlık kesiminde yaşayan alevilerin köken olarak bakıldığında Horasan‘dan geldikleri söylenebilir. Malatya’nın yeşilyurt ve merkezArguvan ilçelerinde Türk kökenli alevi vatandaşlarımızda yaşamaktadırlar.

Sivas Alevileri

Sivas, Türkiye’de en çok Alevi köyü bulunan ilidir. 638.585 kişilik Sivas ilinde aleviler sünnilere göre daha azdır. Bunun nedeni de Alevî köyleri Sünnî köylere göre çok yoğun göç vermiştir. Bu göçlerde Sivas’ın merkezi ve ilçelerine değil, büyük şehirlere ve yurtdışına olmuştur. Gerek İstanbul gerek Ankara, İzmir ve yurtdışında Almanya, Hollanda, Fransa gibi yerlerde alevi sivas‘lılar, sunni sivas‘lılardan daha fazladır.

Erzurum Alevileri

Bir bolümü Horasan bir bölümü de Tunceli’den göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. Erzurum’un, Tekman, Hınıs, Aşkale, Şenkaya, Pasinler ve Çat ilçelerinde orta yoğunlukta bulunmakla beraber Erzurum merkez ve diğer ilçelerinde de azınsanmayacak ölçüde alevi nüfusu mevcuttur.

Tarihçe

Erenler
Alevilik tarihinde yer edinmiş bilgili kişiler.
Ahilik ve Alevilik

Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. "Ahîlik Teşkilatı" ile, Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinde Anadolu‘da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulundu.

Babai İsyanı

Baba İshak ve Baba İlyas‘ın çıkardığı bugünkü Alevi yerleşim yerlerini belirleyen isyandır. İsyan Alevilerin çoğunlukta olduğu bölgeler başta olmak üzere, Anadolu‘da etkili olmuştur.

Kızılbaş ve Safeviler

Safevi ordusunda ki alevi askerlerin başlarına giymiş olduğu kızıl renkli mihverin etrafına Oniki İmam inancını simgeleyen oniki kıvrımlı kumaş ile sarılmış bandı taktıkları için kızılbaş olarak adlandırılmışlardır. Aleviler Çaldıran Savaşı zamanında Safevileri desteklemiştir. Şah İsmail ise anadoludaki alevileri himayesine almak istiyordu. Bu yüzden aleviler kızılbaş askerlerini safevi ordusuna yollamıştır.

Osmanlı Dönemindeki Sorunlar

Çaldıran Savaşı ile Osmanlı himayesine giren Aleviler ilk önce huzursuz olsada Yavuzun bölgedeki türkmenlerin bir kısmını öldürmesi huzursuzluğa son verdi. Yükselme döneminde sessiz kalan aleviler duraklama zamanında çiftçilerin vergi sorunu(ekonomik), Tımar sisteminin bozulması(askeri) ve iyice teokratikleşen yönetim nedeni ile Celali ayaklanmaları ile ayaklanmaya başladılar. Bu ayaklanmalar Kuyucu Murat Paşa, IV. Murat gibi padişah ve sadrazamlar tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Gerileme döneminde Pir Sultan Abdalın bir vali tarafından asılması ile sorunlar yeniden baş gösterdi ve Sivas bölgesi ayaklanmaya başladı. Sonra Amasya Tokat bölgelerinde de başlayıp süren baş kaldırmalara Dağılma döneminde Tanzimat sonrası Tuncelide katıldı. Dağılma döneminde Dersim ayaklanmaları ile süren celali ayaklanmaları Türkiye devletinin kurulmasıyla bitmiştir.

Kaynak : ilgi.ulusalpost.com

, Alevilik nedir hakkı nda d ...

  • Alevilik nedir? Alevilik hakkında detaylı bilgi (Bahtiyar (akt) | 17/06/2011 22:50)


Copyright©: Sitemizde yer alan resim, metin ve her türlü bilginin izinsiz olarak kullanılması ve kopyalanması yasaktır. Aksi halde Bilgisayrinizin sitemize girisi kilitlenecektir (IP-Lock): Telif©: Bê izin kopya kerden u desta gırotena resman, metnan u hırg tewr zanin a kı site da ma dı ca gêna yasaxa.

Informationen zum Datenschutz | ForumRomanum - Jetzt kostenlos ein eigenes Forum erstellen!